23.10.2009 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMASI
23.10.2009 BASIN AÇIKLAMASI
.jpg)
GeçtiÄŸimiz günlerde sınırdan giriÅŸ yapan kiÅŸiler, bir hukuk devleti olan ülkemizin ceza yasasında yer alan “etkin piÅŸmanlık’’ düzenlemelerine güvenerek sınırı geçmiÅŸlerdir.
Bu kiÅŸilerin sorgulanmaları sürecinde hukuka aykırılıklar bulunduÄŸu, doÄŸal hakim ilkesinin ve yargı bağımsızlığının zedelendiÄŸi gözlemlenmiÅŸtir. Zira ÅŸüphelilerin karşılanma, mahkemeye gönderilme ve ifadelerinin alınma ÅŸekli alışılagelmiÅŸ ÅŸekilde yapılmamıştır. Bunlar bir hukuk devletinde olmaması gereken olaylardır.
Yine bu kiÅŸilerin piÅŸman olduklarını beyan etmedikleri halde; TCK’nın 221. maddesinden yararlandırılarak serbest bırakılmaları, hukuk devleti ve adil yargılanma ilkeleri göz önüne alındığında düÅŸündürücüdür.
Bu kiÅŸilerin gelmelerine neden olan açılım projesi, kökeni ne olursa olsun birbirine vatandaÅŸlık bağı ile kenetlenmiÅŸ, dostluk ve kardeÅŸlik içinde yaÅŸayan Türk Halkından genel kabul görmemiÅŸ ve bu olanlar saÄŸduyulu tüm vatandaÅŸlarımızın vicdanlarını sızlatmaktadır.
Bu açılım ile varılmak istenilen: Türkiye Cumhuriyetinin ülkesini, devletini ve milletini ayrıştırmak, milletimizin dil, tarih ve kültür bütünlüÄŸünü parçalamak olmamalıdır.
Bu açılımı “ev ödevi” kabul edenlerin, karşılarında güçlü bir sivil toplum olduÄŸunu ve bu oldu bittilere boyun eÄŸilmeyeceÄŸini bilmelerini istiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Devletine, bayrağına, halkına ve ulusun bölünmez bütünlüÄŸüne karşı silahlı güç birliÄŸi yapmış olanlara, bu ÅŸekilde davranılmasını kabul etmek mümkün deÄŸildir.
Çanakkale Barosu; BaÅŸkent Ankara’da, devletini ve milletini karşısına almış teröristleri mecliste veya makamlarında ağırlamak isteyenleri deÄŸil, halkın beklentilerini karşılayan, çıkarlarını gözeten, ülkesi ve milletinin bölünmezliÄŸini ne pahasına olursa olsun koruyacakları görmek istemektedir.
Bu açılım projesine sahip çıkanların, “ÅŸehitlerden, çarıklılardan ve kasketlilerden korkmaları
gerektiÄŸini’’ ifade etmek isteriz. Çünkü Nazım hikmet’in deÄŸiÅŸiyle “halkını satanın korkusu’’ hiçbir korkuya benzemez ve bunu tarih ibret verici ÅŸekilde göstermiÅŸtir.
YaÅŸananları “toplumsal barış’’ olarak görenlere, toplumsal barışın temellerinin ülkemizdeki sosyal sınıflar arasındaki farklılıkların ve dengesizliklerin ortadan kaldırılmasıyla ve fırsat eÅŸitliÄŸinin saÄŸlanmasıyla olabileceÄŸini hatırlatırız. YaÅŸananların toplumsal barışla ilgisi bulunmamakta, aksine toplumsal barışa kastetmektedir.
Siyaset, kamu vicdanı üzerinde yükselen ve ÅŸerefle tamamlanması gereken ağır bir sorumluluktur. Bu açılımla ve yaÅŸanan geliÅŸmelerle, Anayasa’nın deÄŸiÅŸtirilmesi teklif dahi edilemeyen 3.maddesini “ Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti ile bölünmez bir bütündür.’’
İfadesini deÄŸiÅŸtirmeye cesaret edenler, bu hüküm kalkmadıkça ülkemizde demokrasinin olmayacağını da iddia etmektedirler. Demokrasi adı altında devletin birlik ve bütünlüÄŸünü tartışmaya açan uygulamaların mimari siyasetçilerin, ÅŸerefle tamamlamaları gereken sorumluluklarını, layıkıyla yerine getirdiklerini söylemek mümkün deÄŸildir.
Bu anlamda Çanakkale Barosu olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliÄŸinde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin kuruluÅŸunun 86. yılını idrak ettiÄŸimiz ÅŸu günlerde; Misak’ı Milli sınırları içinde bölünmez bir bütün olan ülkemizin, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkelerini gözeterek sonsuza dek yaÅŸayacağını ve onun yılmaz bekçilerinin de bizler olduÄŸunu bir kere daha yürekten haykırıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki; Türk halkı, geçmiÅŸte olduÄŸu gibi bugünlerde de zamanın önünde yürüyecek birikime ve saÄŸduyuya sahiptir ve daima var olacaktır…
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.


çanakkale barosunu,onun değerli,çağdaş yöneticilerini kutluyor.Bir çanakkaleli olarak onlarla gurur duyuyorum.Saygılar sunuyorum.Ulvi tunca